Blog

Eğitimde Yaparak Öğrenmenin Önemi
Dedelerimiz, babaannelerimiz, anneannelerimiz... Ağaç aşılamayı, tohum ekmeyi küçük yaşlarda yaparak öğrendiler hayatları boyunca unutmadılar. Makas tutmayı, dikiş dikmeyi küçük yaşta yaparak öğrendiler hayatları boyunca unutmadılar. Hepsini yaparak, deneyerek öğrendiler ve öğrendiklerini hayatın içinde yaşadılar. Bilgileri doldurma yolu ile değil, kendi öz deneyimleri ve gözlemleri ile kendi kendine oluşturarak öğrendiler. Belki o günün şartları bunu gerektiriyordu, belki de isteyerek yaptılar ama onlar uygulayarak öğrenmenin önemini bizlerden çok daha önce kavradılar. Bu yüzden eğitimde yaparak öğrenmenin önemini anlamamız için hem biraz geçmişe hem de biraz günümüze bakmamız gerekiyor.

Teknolojik Dünya Teknolojik Çocuklar

Bugünün çocukları teknolojinin içinde doğuyor. Yeni nesil diye adlandırdığımız Z kuşağını teknoloji esir almış durumda. 3-4 yaşındaki çocuklar Youtube üzerinden video izliyor, Google’a girebiliyor ve oyunlar indirip oynayabiliyor. Ebeveynler ise bütün bunları bir zeka göstergesi olarak yorumluyor; çocuklarına tabletler, bilgisayarlar, teknolojiyle iç içe olan oyuncaklar almayı tercih ediyor.  Bir süre sonra çocuklar ellerinden tabletleri, bilgisayarları, ebeveynlerinin cep telefonlarını düşürmüyor . Bu nedenle teknoloji bağımlılığına doğru giden bir süreç başlamış oluyor. 

Teknoloji; sınırında kullanılırsa hayatı kolaylaştıran, çok fazla aşırıya kaçılırsa da hayatı anlamsızlaştıran bir bilimdir. Microsoft’un kurucusu ve 3 çocuk babası olan Bill Gates, çocuklarına 14 yaşına kadar cep telefonunu yasakladığını ve yemek masasında da telefon kullanılmadığını söylüyor. Ev içindeki teknolojik cihazların kullanımıyla ilgili de sınırlamalar koyduğunu belirtiyor. Apple’ın yaratıcısı Steve Jobs’un çocuklarına İPad’i yasaklaması çok konuşulmuştu. Çocuklarını belirli bir yaşa kadar teknolojiden yoksun büyüttüğünü ve teknoloji kullanımını evde kısıtladıklarını dile getiriyor. Twitter’ın kurucu ortağı Evan Williamsi çocukların İPad’ler yerine kitaplarla büyüyüp, gelişmesini tercih ettiğini söylüyor. 3D Robotics’in CEO’su Chris Anderson, çocuklarının teknoloji erişimine kısıtlama getirdiklerini söylüyor. Çocuklarım beni ve eşimi katı davranmakla suçluyor ve arkadaşlarının hiçbirinin bu kurallarla yaşamadığını söylüyor ama teknolojinin zararlarını biz ilk elden gören insanlar olduğumuz için bunun farkındayız diyor.

Eğitim sistemimiz ne durumda?

Eğitim sistemimizin şu an ki durumuna bakacak olursak; 15 yaşında çocukların girdiği ve OECD tarafından yapılan PISA Testi sonuçlarına göre; ülkemiz matematikte, bilimde ve okumada 70 ülkeden 50.sıralarda yer alıyor. Diğer taraftan bizim çocuklarımız haftada 24-25 saat ödev yapıyorlar. Bu saatler; Almanya,Finlandiya, Singapur gibi eğitim seviyesi yüksek ülkelerde 11-12 saat. Buradan da anlaşılacağı üzere bizim çocuklarımızın bir suçu yok. Aslında onlar ellerinden geleni yapıyorlar. Demek ki biz bir yerlerde hata yapıyoruz. Peki nerede?

Bilim ve teknolojinin bu denli geliştiği dünyada, sahip olunan olanaklar ile birlikte eğitim sektöründe hızla değişen bir süreç yaşanmaktadır. Eğitim sistemimizin daha da gelişmesi amacıyla, çağın gereksinimlerine uygun, teknolojiyle entegre, üretim odaklı, demokrasi ve ekonomiyle bütünleşmiş bir eğitim anlayışı, Türkiye’nin her alanda atılım hareketini başlatacağı ve sürdüreceği temel platform olmalıdır. Çünkü eğitim; küresel anlamda ülkenin rekabet gücünün ve ülkede yaratılan katma değerin artırılmasına öncülük eden en önemli sektörlerden biridir! 

Bugün eğitim ekosisteminin evrensel ölçekte kafa yorması gereken asıl sorular: Bildiklerimizle, öğrendiklerimizle ne yapabiliyoruz, ne olabiliyoruz? Verilen eğitim nasıl bir dünyaya yol açıyor? olmalıdır. Bu nedenle eğitimde oluşan yeni ihtiyaç; çocukların bilgiyi ezberleyerek değil; araştırarak, sorgulayarak ve yaparak öğrenmesi, öğrenilen bilgiyi uygulamaya koyabilmesi temeline dayanmaktadır. 
 
Ezberleyerek değil yaparak öğrenme  

Yaparak öğrenme ve oyun odaklı olan eğitim sistemine göre; eleştirel düşünebilme, problem çözme ve matematik becerisi; makas kullanmak, parçaları birleştirmek ya da montaj yapmak gibi ufak el becerileriyle gelişiyor. Öğrenmenin en hızlı ve en verimli olduğu yaşlarda çocuklar, hikayelerle, oyunlarla bilgiyi öğrenmeye çalışıyor, bu sayede zihinsel gelişim süreçleri hızlanıyor. Ağaç yaş iken eğilir anlayışıyla ortaya çıkan bu sistem, bilginin kitaplardan değil, hayatın kendisiyle iç içe geçecek şekilde öğretildiği takdirde kalıcı olacağını savunuyor. Çünkü kitaptaki bilgiyi okumanın çocukları tatmin etmeyeceği, deneyerek, sorgulayarak ve araştırarak bilgiye ulaşmanın öğrenmeye karşı heves yaratacağı düşünülüyor.  

"Kişiler kendilerini en iyi kendi doğalarında bulabilir." cümlesini 18. yy'da kullanmış, yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi savunan eğitim bilimci Pestalozzi'ye göre çocuk; mevcut sistemdeki gibi zorla değil, öğreneceği bilgiyi kendi sansüründen geçirip öğrenmesi gerektiğine karar vererek öğrenmelidir. Çocuklara verilen bütün talimatların, çocuğun gözlemleriyle ve tecrübeleriyle bağdaştırılması gerektiğini söylüyordu. Bu nedenle, eğitim sistemini çocuğun organik gelişmesiyle bağdaştırdı. Her zaman basitten karmaşığa gitmek, her basamağı bir evvelki öğrenilene dayandırmak gerektiğini öne sürdü. Alman Eğitim bilimci Kershensteiner, onu "iş okulu"nun babası olarak adlandırır. El ile bilinci birlikte geliştirmek düşüncesi eğitime Pestalozzi ile girer.

Bu nedenle sadece bilmek (gerçekçi bilgi) yetmez, uygulamaya dökebilmek de (beceri) önemlidir. Çocukların ilgisini çeken, anlamlı ve amacına uygun bağlamlarda gerçekleşen öğrenme yaşantıları ön planda olmalıdır. Yaparak ve yaşayarak öğrenme sürecinde çocuklar öğrenme sürecinin sorumluluğunu taşır, süreçte karar alma fırsatı bulur ve zihinsel yeteneklerini kullanır. Böylece teorik bilgiyi pratiğe dönüştüren, bilgiyi kalıcı hale getiren ve bilgiyi nerelerde kullanacağını bilen nesiller yetişir.
 
“Zihin içi doldurulacak bir kazan değil, ateşlenmesi gereken bir kıvılcımdır.”  Plutarch  

2019-09-26
  • E-bülten listesine katıl

  • E-bülten listesine katıl
    Haber, duyuru ve kampanyalarımızdan e-posta ile haberdar olmak isterseniz aşağıdaki ilgili alanlara e-posta adresinizi ekleyerek kaydolabilirsiniz.

© BİLİMİX | Bilim Fabrikası, Tüm Hakları Saklıdır.